Ana içeriğe atla

Orange (bol spoiler)

Gelecekten gelen mektuplar ve değişen bir kader... Orange'ın kısaca konusu bu, oysaki içinde bundan daha fazla güzellik saklıyor.

Bu mangayı ilk başladığı zaman Türkçe olarak başlamış ve Türkçe olarak bitirmiştim, düzenli takip ettim mi? Tabi ki hayır, özellikle son bölümleri aynı günde okudum, aslında seri bitince kaldığım yerden başlayıp okumuştum yaklaşık on bölümü filan ki zaten kısa bir manga 22 bölüm, neyse konu bu değil... öhö.. öhöm....

Naho biraz saf ama bolca temiz kalpli, aşırı sevimli, duygularını ifade etmede aşşırı güçlük yaşayan hanım hanımcık baş kızımız, biraz da minyon bi şey tam beslemelik :D
Kakeru esas boy'umuz -:3-, uzun boylu, kara saçlı kara gözlü bir cengaver ki onu gördükçe bizde bir erimeler, sandalyeden kaymalar... neyse uzattım; bu yakuşuklu boy'umuz Najo'ların okula transfer oluyor ve daha ilk günden Naho'nun tayfası ile birlikte takılmaya başlıyor; lakin şöyle bir şey var ki sabah annesi oğluşumuzu uyarıyor: ''Doktora beraber gideceğiz, eve direkt gel.'' Peki bizim oğluş n'apıyor ilk günden arkadaş bulmazsam zor bulurum bir daha, diye düşünerek bu tayfayla birlikte ekmek alıp eve kadar yürüyor, annem kendi başına halleder zaten diye eve gitmişken şok, annesi sizlere ömür :( tabii nasıl öldü bilmiyoruz :/ ya da biliyoruz :D hatırlamıyorum
Suwa boy var bir de, zatt-ı ahalleri(?) beni benden aldı, alış o alış, boy desen var pos desen var, açık saçlı açık gözlü hemi de sporcu, hatta zat Kakeru'dan daha uzun ve bu sayede gelen toplara kafa atıp topu hop on ikiden kaleye sokuyor -burayı attım ama yapar oğluşum benim :3- kendileri Naho'ya delicesine aşık ama aşkını itiraf edemeyen sevgi neydi sevgi emek değil sevdiğini mutlu görmekti mottasıyla yola çıkan cengaver gidip de Naho-chan'a aşkını itiraf etmiyor, edemiyor -tabii aradan geçen onca zaman sonra bebişlerini görüyoruz ya ondan ileride bahsediceğim-
Hagita boy var bir de, Neobi'nin deyimiyle; tipine ekmek bandığım skjdhh (randomda farklı harfler kullanılmıştır), bu %100 saftirik boyumuz da gruptan Azusa girl'ümüze aşık :3 ama ikisi de saftirik anacım -neyse bunlar biraz uzun mevzular, azıcık sonra değiniciğim ^^- bu çocuk mangadaki en matrak karakterdi benim için, arkadaşın yaptıklarına akıl sır erdirilmiyor, öyle ki bölümün birinde sütun gibi bacaklarını görmüştük -hatta kıskanmıştık, o bacak bizde yok aga. Hatta spor festivali olduğu bölümde de kendine six-packs çiziyor silinmez kalemle -tabii burada Azusa'nın tuzağına kurban gidiyor delim ama neyse-, bir o kadar cimri, beleşçi, kısa boyuyla Suwa'ma kafa tutan -boyu fazla kısa değil de ben Suwa'yı arşa çıkarınca hepsi karınca kalıyor :D-, ama ne olursa olsun asla arkadaşlarından ayrılmayan, tam bir ev erkeki, gözlüklü karizma boy.
Azusa manyak kız, ciddi ciddi manyak bence :D neden derseniz açıklayamam ama manyak, öyle bilin yani. Açık saç renkli, minyon ve yerinde duramayan aşırı enerjik bir kız, bir o kadar da tatlı ki Naho ile yarışır bence, tabii kızımız Hagita-kun'a aşık ama çocuğu iki de bir aşağılıyor, neden? Çünkü onu kızdırdıkça çocuğun aklında daha fazla yer ediniyor, burdan da az çok çakal -hatta manyak- olduğunu anlıyoruz.
Takako da son kızımız, uzun boylu, siyah saçlı, manken bir ana-babanın asabi kızı, vurdu mu 1,80 yerdesin arkadaş, kalkış yok -yazar burada mübalağa sanatı kullanmıştır-. Ama asabi olduğu bir gerçek, grubun erkekleri hatta Suga'cığım -canım<3-bile çekiniyor ondan, bence Azusa ile daha fazla vakit geçirdiği için böyle oldu, ne demişler körle yatan şaşı kalkar (Kızma Takako, gomen gomen!)

Evet karakterleri de tanıttığıma göre az daha spoilerle kısma geçiyorum; 'sayın yolcularımız lütfen kemerlerinizi bağlayıp, çölde kalmış bir penguenin dediklerini okumaya devam ediniz; dear passenger... İngiliz takipçim olduğunu sanmıyorum, bu onlara yeter, neysem konu konu...

Bütün seri boyunca Kakeru'cuğun yüzüne sıcak ve samimi bir gülümseme kondurmak için çalıştı bizim tayfa.
Kakeru neden mi üzgündü?
Yavrucuğun annesi ölmüştü hem de okula ilk gittiği gün, zavallıcık da kendini suçlamıştı hep, annem demişti, erken gel demişti bana ama ben yapmadım, arkadaş bulamamaktan korktum, tarzı düşünceleri ile sarmalanmış ve bundan kurtulamamıştı, mutlu olmaya hakkı yoktu onun, o öyle bilmiş,inanmıştı.
Hatta o da Naho'ya aşık olmuş, ama mutlu olmaması gerektiğinden hep ondan kaçmış, hatta kaçmakla kalmamış Suwa'yı destekleyip durmuştu da.
Manganın başında annesi onun futbol oynamasını istemediği için -ki bunun da aslında bir nedeni vardı, her şeyi açıklamayım okuyun yafrular :*- futbol takımına girmemiş, sonradan mektuba inanan Naho ve Suwa sayesinde takıma girmiş, oldukça da güzel işler çıkarmıştı.

Mektuba inanma demişken manganın başına uçalım :D
ilk bölüm de Naho mektubu evine postalanmış olarak bulmuş, okula geç kalıyorum bakamıyacağım diyerek çantasına atmış ve koştur koştur okula gitmişti. Okulda mektubu açıp büyük bir şaka sanan kızımız bir süre sonra -aynı gün, beş dk sonra yaklaşık olarak- mektuba inanmıştı; ama yazılanları başta yapamamıştı, bunun için çok korkaktı çünkü.

Evet kaldığımız yerden devam ^^

Bir süre sonra öğreniyoruz ki Suwa'cığımızda da mektup varmış ve mektuba o da inanmamış, hatta biraz daha ilerliyoruz ve herkese mektup geldiğini öğreniyoruz; ama en ayrıntılısı Naho'nunki çünkü kız hem çalışkan, hem düzenli; ondan sonra da Suwa'cık ve diğerleri :D
Artık beşi daha da kaynaşıp kafa kafaya veriyorlar ki Kakeru mutlu olsun, ölmesin, herkes mutlu olsun ve the end...
Tabii daha the end...'e çok var; bunlar o zamana kadar spor festivali, yeni yıl, sevgililer günü ve Kakeru'nun doğum günüsünü kutluyorlar, her bölüm hem eğlenceli hem de hüzünlü, çünkü içinde bi merak bu Kakeru ölecek e bu gariban tayfa nasıl vazgeçirecek bunu diye ki Hagita'nın süpper bi planı var ahahahah...

En sevdiğim bölümlerden biri kesinlikle spor festivaliydi, bu bölümlerde Hagita yine Hagitalığını yaptı; bizim tayfa Kakeru için birleşip bayrak yarışında beraber yarıştılar ve tabbiki birinci oldular.
Bu yandaki karede de Hagita'cık yarışmaya katılıp bir oy aldı, vay efendim kim verdi de neden verdi diye tasaya düştü -_- sinirlenmedi aslında, sevindi kerata da cool ya hani...


Bizim çılgın tayfa bir de Noel ve Noel arifesi geçirdiler, tabii bu Noel hepsi için unutulmazdı kesin; neden mi, hemen sıralayalım;

  • Naho (17) mektuba uyup Kakeru'ya annesi hakkında sorular sordu, Kakeru'yu kızdırınca da üzüldü ama durumu toparlayamadı.
  • Kakeru (17) Naho'ya sinirlenip tapınağı terk etti bir daha izine rast... şaka şaka :D, tapınaktan çıkıp doğruca evine gitti -büyükannesi ile yaşıyor-
  • Suwa (17) mektuba uyup o gün tapınağa diğerleriyle gitmedi, ama gizlice Naho ve Kakeru'yu izledi, Kakeru'nun oradan ayrıldığını görünce Najo'nun yanına gidip onu teselli etti, ağlanacak bir omuz verdi.
Sonra Suwa boy ve diğerleri bu iki şapşiği birleştirip durumu kotardılar, tabii bizimkiler hala saftirik, biri çikolata isterim demiyoğğ, diğeri de çikolata yaptım yen mi demiyor anacım, demiyor -_-, sonra neyse zar zor da olsa ağızlarından güzel laflar çıkıp çikolataları alıp veriyorlar ve mutlu son, hala the end...'e var sayın okuyucu, dear passenger....
Bu yandaki kare en sevdiğim repliklerden birini içeriyor ki replik şu; 'hayatlarınız boyunca bize vermediğiniz çikolataların pişmanlığını yaşayacaksınız!' (orada yazıyor ama ben yine de yazdım, gaza geldim -az da saykoluk var-) ama o dediklerinin bi de boşlukları var, bu çocuk var ya bu mahalledeki dedikoducu teyze, ahanda benden demesi; bu arkadaş aradan yüz yıl da geçse bin yılda iki de bi bu olayı hatırlatır, hayatı bunlara dar eder.

Ve gelelim en tatliş, en güzel, en en enn mükkemmel, fevkaladenin fevkinde olaya; Kakeru'nun doğum günüsüne *-*
Arkadaşa sünnet çocuğu gibi davranıp -yakında ölebileceği için bu kadar iyi davranmıyorlar, saçmalamayın pliss- ne isterse alıyorlar, tabii bizim Suwa en son soruyor ama artık istenecek hediye bitiyor, Kakeru yok mok dedikçe ''Vardır, vardır'' diye dürten Suwa'ya ''Varsa bir çiçeğini alırım,'' diyor, evet sayın okuyucu bl'ye giriş 101 :D :D
Tabii çiçeği kendine istemiyor cengaver Kakeru, -istiyorsa n'olsun- Naho'cuk için istiyor ki aşkını itiraf etsin, çünkü bundan önce neler neler yaşadı siz bilmiyonuz nürüfufufu -Koro-sensei gülüşü (sözde)-
Evet kendileri part-time çıkmaya başlıyorlar lakin Suwa üzgün, Suwa ağlıyor :'( bizi de üzüyor keratalar. Oradan da küçük bi şey paylaşıp nasipse toparlayacağım.

Şimdi bu manga şöyle bi şey; bi sağdan çarpıyor, bir soldan, sonra tam öğrendim yumruğun geleceği yeri diyorsun çeneden vurup nakavt ediyor seni. Herkesi aynı anda mutlu görmüyorsun maalesef, ama sonlara doğru 'ohh be dünya varmış' tarzı bir rahatlama da yaşatmıyor değil.

Çoook uzattım konuyu, mangaka benim kadar uzatmamıştır ama napim yazdıkça yazasım geliyor, saçmalamasam daha kısa olurdu belkim ya neysem :D
Bi de şu mektubun gelmesi ve Hagita-Azusa love'cığından bahsedeyim de bitsin artık, ben bile okumaya üşendim çünkü şu an -_-
Önce love;
Dediğim gibi oğluş cool olduğu için bu kız ne dese susup kalıyor zönk diye, ama ben içini biliyom bunun nasıl seviniyor, nasıl musmutlu anlatamam.
Ben mi okurken atladım bilmiyorum da bu iki saftirik de gelecekte evlenmiş, emin de olamadım bakmaya da üşendim, olmadı bi ara tekrar düzenlerim :D -yok evlenmemiş, tamamen fan uydurmasyonu :D
Şimdi gelelim dananın zart dediği yere; mektuplar are coming...

Farklı bir gelecekte, bizim tayfa Kakeru'yu ziyarete gidiyorlar ve hepsi aslında geçmişte, Kakeru daha 17 yaşında yakışıklı, boylu poslu, hafif baklavalı halinde iken yapacakları doğum günüsü için aldıkları hediyeleri getirip sunağa koyuyorlar, tabii Suwa'cık hariç, o götürüp artık karısı olan Naho'ya veriyor, herkes şok :O Naho önce korku, pişmanlık, suçluluk ve ardından da bu duyguların dışa vurumu ağlamayı yaşıyor.
Tabii bizimkiler şimdilik daha Kakeru'nun büyükannesinin evindeler, onun küllerini atmak için de bir uçurumun yanına gidip geçmişleri hakkında, bir şansları daha olsaydı Kakeru'yu mutlu edecekleri hakkında konuşurken zekinin biri mektup yazalım diyor, ama bunu geçmişe nasıl gönderecekler bilmiyorlar derken karizmatik, cool ve zeki boy'umuz Hagita ''Bir yolu var ama işe yarar mı bilmem,''deyip bütün uçakların kaybolduğu, elektronik aletlerin çalışmadığı Bermuda Şeytan Üçgeni'nden bahsediyor. Bizimkiler olsun ne kaybetcez, diye düşünüp yazıyorlar mektupları, zarflayıp adresleri ekliyorlar ve şişeye bırakıp Ya Allah, diye suya bırakıyorlar.

Evvet işte 22 bölümlük manganın özeti de bu kadar olur :D ki daha anlatmadığım, bahsetmediğim çok şey var.
Bu güzel mangayı Mabushi farkıyla -eheheh reklam- okumanızı, beğenmenizi ve varsa yanlışım söylemenizi isterim ^^

Esen kalın ^^
Konuşkan editör Pengush

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ölmedim ama Uçurumun Kenarındayım

Uzun zamandır bloga girmiyordum, okuyan da yok malum ama burası bana günlük gibi geliyor la la la :D Yazacak bir şeyimin olmaması da oldukça güzel... Aslında var yazacak çok şeyim ama yazmak için insanın vakti olması lazım ve benim vaktim var ama boş işler ile harcıyorum. Bilmem duydunuz mu -ki kesin duydunuz- Pinterest diye bir uygulama var her boşluğumda oraya giriyorum Allahım efsane bi şey :D öyle sağ sol yapıyon aşağı iniyon falan yeni yeni fotolar, duvar kağıtları Evet Türkçe'yi de katlettiğime göre ben editimin başına döneyim

Ve Pengush Sahnede fufuuu

Takip ettiğim -okuduğum- bloglar yetmiyordu bende bir danecik de ben açayım dedim :D Tabii azcık da utanmıyor değilim de artık utanma yok *zincirlerini kırar* anneme çektirdiğim her şeyi size de çektircem zuhahahaa -saçmalık level: max ve fırladı- öhöm öhöm neysem... şimdiluk yeter ^^

Advertisement

Main Ad